Süper Genç

Kuran ve Sünnet Işığında..
Mutlu birey, mutlu aile, mutlu toplum için haydi reçeteyi tatbik etmeye…

Es selâmu âleykum ve rahmetullahi ve berekâtuhu Sevgili Okuyucular!

Günümüzde, herkesin birbirinden şikayet ettiği, rahatsızlık duyduğu, kavga, kaosun hâkim olduğu bir ortamda nasıl mutlu olabiliriz?

Halbuki Yüce Rabbimizin insanı yaratmasındaki tek muradı: İnsanın ‘mutlu’ olmasıdır. Bizlerin nasıl ‘mutlu’ olacağımızın, nasıl ‘güzel ahlaka’ sahip olacağımızın formüllerini Kur’an-ı Kerim’de bizlere açıklamasına ve Yüce Peygamberimiz (sav) Efendimizin bu yüce ahlâka, sahâbesi ile birlikte ulaşmasına rağmen bizler bu reçeteyi Allah’ın istediği şekilde tatbik etmemenin acısını yaşıyoruz.

Çocuklarımız, ailemizin neşesi, geleceği ve mutluluk kaynağımızdır. Ancak çocuklarımızı yetiştirirken acaba nelere dikkat ediyoruz? Acaba biz yetişkinler bu reçeteyi biliyor muyuz? Allah’ın istediği gibi bir birey olmaları konusunda neler yapıyoruz? Allahû Tealâ acaba biz yetişkinlerden çocuk eğitimi konusunda neler yapmamızı istiyor?

Bu konuda daha birçok sorular zinciri sıralayabiliriz…

Sizlere bu yazı dizimizde Kur’ân âyetleriyle ışık tutmaya, hem biz yetişkinlerin, hem de göz bebeğimiz çocuklarımızın mutluluğa nasıl ulaşabileceklerinin reçetesini sunmaya çalışacağız inşaallah…

Çocuklarımız her birimize verilen Allah’ın emanetleridir. Onları Allah’ın istediği doğrultuda yetiştiremezsek bunun negatif sonuçlarına hem bizler katlanmak zorunda kalırız, hem de toplum böyle yetişen bireyler nedeniyle yozlaşan, huzursuz ve mutsuz bir toplumun bireyleri olarak şeytanın sürekli onlara tesirinden dolayı her birini birer suç potansiyeli olarak yetiştirmiş oluruz. Bundan hem biz zarar görürüz, hem de toplumumuz zarar görür.
Ülkemizde mahkemelerde açılan dava dosya sayısı toplam nüfusumuzun yarısına tekabül etmektedir. Boşanmaların, evlenmelerden daha çok artması, aile içindeki huzursuzluklar, insani ilişkilerimizin bozuk olması toplum olarak hepimizin kanayan yarasıdır. Kısaca bütün toplum olarak Allah’ın yardımına ve onun reçetesini uygulamaya şiddetle ihtiyacımız vardır.

Efendimiz(S.a.v.) : “Nefsini bilen, Rabbini bilir!” Hadis-i şerifinde buyurduğu üzere, kişinin önce ‘nefsini’ bilmesi gerektiği konusunda ‘nefse’ atıfta bulunmaktadır.

Nefsimizi anlayabilmek için önce yaratılışımızı bilmemiz gerekiyor. Allahû Tealâ kâinatın en üstün varlığı olarak insanın ‘fizik vücudunu’ İndi İlâhi’de ‘tiyn’ veya ‘salsalin’ adı verilen bir balçıktan yaratmıştır.

Sad-71: İz kâle rabbuke lil melâiketi innî hâlikun beşeren min tîn(tînin).
Hani o zaman ki; Rabbin meleklere “Ben balçıktan (tiynden) bir insan yaratacağım.” dedi.

Hicr-26: Ve le kad halaknel insâne min salsâlin min hamein mesnûn(mesnûnin).
Andolsun ki; Biz insanı, “hamein mesnûn olan salsalinden” (standart insan şekli verilmiş ve organik dönüşüme uğramış salsalinden) yarattık.

Önce Allahû Tealâ insana şekil verdi ve sonra onu ‘insan’ olarak dizayn etti. İnsana balçıktan ilk şekil verilmesiyle ‘insan’ şeklinde tasarımlanmasının arasında çok uzun zaman geçti. En sonunda bütün uzuvlarıyla şekillendirilen insan, kendisine ‘nefs’ ve ‘ruh’ verilerek canlandırıldı.

Devamını okumak için bizi takip etmeye devam edin…

Allah’a emanet olunuz.

Kategorisi: Din, Kişisel

Bir Cevap Yazın